Neden Eğitmenlik?

Bugün gelen bir soruya istinaden bir kaç şey yazmak istedim; “hocam yazılım mühendisliği bitirdiniz neden eğitim veriyorsunuz, neden bir firmaya girip iyi bir maaşla çalışıp geliştiricilik yapmıyorsunuz?”
Cevap: Çünkü mühendisliğin 3.sınıfında eğitim vermeye başlayınca bu işten çok büyük bir haz aldığımı fark ettim. Zaten o yıl formasyon araştırmaya başladım fakat sonra fark ettim ki eğer formasyon alıp lise & üniversite öğretmeni olursam tam olarak hedeflediğim kitleye ulaşamayacağım. Şimdi 2 tane tercih var önümde, birincisi öğretmen oldum diyelim, meslek lisesi atamaları neredeyse yok denecek kadar az, orta okuldaki öğrencilerde hitap etmek istediğim kitle değil. İkincisi özel sektörde çalışsam mesela İstanbul’da herhangi bir kurumsal veya teknokent içerisinde bir firmada geliştirici olarak çalışırsam çalışma ve yaşayış düzenim şöyle olacak; Sabah 7’de uyan, 08:30 gibi işte ol, akşam 18:00’de işten çık, 19:30’da evde ol, zira İstanbul’da yaşayanlar bilirler işten çıkış ve eve varış süreleri büyük çoğunluk için böyledir. 19:30’da eve gelen birisi yemek, banyo, dinlenme derken saat 21:00-22:00 civarını bulacaktır. Ertesi sabah 07:00’de uyanabilmek için en geç 00:00’da uyumak gerek. Eğer böylesine yoğun ve memur formatı şeklinde çalışırsam oldukça iyi paralar kazanabilir ve birikim sağlayabilirim fakat video çekmeye zaman aralığı oluşturamam. Üniversite sürecinde bunu hep düşündüm, 3 Stajımın 2’sini İstanbul’da iki farklı teknokentte yapmış biri olarak bu yoğun tempoyu hiç göz ardı etmedim. Öğretmenlikte istediğim kitleye ulaşamayacak, geliştirici olarak çalışırsam zamanım kalmayacaktı. 3.alternatifimi üretmem gerekiyordu. Felsefe neden Ege kıyılarından çıktı; “çünkü insanların yaşam refah düzeyleri çok yüksekti” öncelikli koşul buydu, önce iş ve zaman kaygısı yaşamamam gerekiyordu ki video içerikleri üretebilmeliydim. Gözümü karartıp belki hatırlayanlar vardır aranızda son çare “23 derste pansiyon kayıt projesi” başlığı altında bir set çıkarıp dvd ile satmaya kadar giden, son 6 aylık bursunu neredeyse hiç harcamamış, emekli bir ailenin çocuğu olarak aileden de imkanlar çok kısıtlı olduğundan maddi olarak yok denecek kadar küçük bir meblağ ile yardım alıp İstanbul’a geldim benim için çok küçük ama içerisinde ürettiğim bilgiler açısından on binlere yüz binlere ulaştığım home & office dairemi kurup batsam da en azından “içimde kalmadı denedim olmadı” diyebileceğim ofisimi kurdum ve şükürler olsun ki 2.yılımı tamamlamaya doğru giderken işlerimizi biraz daha büyüterek adım adım basamakları çıkıyoruz. Söylemek istediğim şey şu; sevdiğiniz işi yapın, imkanlar el vermiyorsa imkanlarınızı geliştirmeye, alternatif çıkışlar aramaya yönelin. Ve asla cesaretinizi kaybetmeyin. Denemekten vazgeçmeyin zira hayatta 2 tür pişmanlık vardır, biri yaptıklarınız diğeri yapmadıklarınız. Yaptığınız şeylerin pişmanlığı elbet geçer, en azından denedim içimde kalmadı dersiniz. Ama yapmadıklarınız bir ömür sizle gelecektir. Korkmayın, çünkü başaracaksınız, çalışmaya devam 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s